Agnostisizm ya da bilinmezcilik, tanrının ya da tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımı. Bu felsefenin takipçilerine agnostik denir.
27 Aralık Ankara
Yirmi yedi Aralık’ta,
Atam geldi, Ankara’ya.
Ülkem kalmış, karanlıkta,
Merhem oldu, her yaraya.
Atam, Ankara’da durdu,
Meclisi, buraya kurdu.
Kurtuluşa, karar verdi,
Hep toplandık, bir araya.
Düşmanları, yurttan attı,
Türklüğüme çok şan kattı.
Ankara’yı, başkent yaptı,
Hemşeri oldu, buraya.
Atatürk’ü, çok severiz,
Onun yolundan gideriz.
Uygar ülke, hedefimiz,
Örnek olalım, dünyaya.
Bursada Yaşam
Nal sesleri gelir ta ötelerden,
Buram buram tarih kokar bu şehir
Manevi havası bir başka güzel,
Huzur verir insanlara bu şehir.
Burada yaşamak bir ömre bedel,
Zaman akar su gibi fark edilmeden,
İnsanın ömrüne, ömürler katar,
Bu şehirde yaşamak bir başka güzel.
Tarihle zaman iç içe burda,
Osman gazinin sesi gelir derinden.
Emir Sultan bakar ulu camiden,
Karagözle_Hacivat bütün her yerde.
Burada yaşamak bir ömre bedel,
Zaman akar su gibi farkedilmeden,
İnsanın ömrüne, ömürler katar,
Bu şehirde yaşamak bir başka güzel.
Uludağında cennet yeşilliği var;
Geyikler, Ceylanlar gezer içinde.
Tariflere sığmaz manzarası var;
İnsan kendini unutur güzelliğinde..
Burada yaşamak bir ömre bedel,
Zaman akar su gibi farkedilmeden,
İnsanın ömrüne, ömürler katar,
Bu şehirde yaşamak bir başka güzel..
Ağıt
Kahrediyor gardaş kızıl göz meni,
Bu kızıl zincirden gel de çöz meni,
Bir kızıl kurşuna verdik Özmen’i
Şehit oldum Allah döktüm kanımı
İntikam almadan alma canımı.
Cemil yüreğimde derin bir sızı,
Alnıma yazılmış bu kara yazı
Nerde gardaş nerde Dursun Önkuzu?
Şehit oldum Allah döktüm kanımı
İntikam almadan alma canımı.
Ozan Arif söyler derdim büyüdü,
Yiğit Yusuf’umun suçu neyidi?
İmamoğlu derler genç bir bey idi
Şehit oldum Allah döktüm kanımı
İntikam almadan alma canımı.
Mehmetim Şehit Oluyor
Kahpeler kahpece vuruyor Mehmet şehit oluyor,
Mehmedim şehit oluyorda Hâkka doğru yürüyor,
Mehmedimi şehit edenler, Cehennemi boyluyor,
Kahpeler kahpece vuruyor Mehmet şehit oluyor.
Şehit Mehmedimin son sözü Allah Allah oluyor,
Elinde solmuş bir fotoğraf yüzü gül gibi soluyor,
Ey kahpeler, bu şeni dünya sizlere de kalmıyor,
Kahpeler kahpece vuruyor Mehmet şehit oluyor.
Mehmedim şehit oluyor, Cenneti görüp gülüyor,
Şehit olacağın önceden bilip, mektuplar yazıyor,
Bu analar Vatanı için, ne Mehmetler doğuruyor,
Kahpeler kahpece vuruyor Mehmet şehit oluyor.
Acı neydi
Hep sorarım kendime
Acı annenin bababının zamanı geldiğinde ölüp gittikten sonra arkasında ağlanmasımıydı
Acı dostun arkadaşının seni sırtından vuruşumuydu..
Yoksa acı yoksuluk fakirlikmiydi..
Acı bunların hiç birisi değildi..
Evet anne baba eşi bulunmaz varlıklar ve değerlerdi anne baba en büyük servetti ama ölüm allahın taktiriydi
zamanı geleçek hepimiz öleceğiz akıp gideceği hayattın içinde.kimi acısıyla kimi sevinçlerini yarıda bırakarak kimis ise yapamadıklarının üzüntüsüyle çekip gidecek bu hayattan
Evet dostun seni kahbece sırtından vurmasıda çok acı bir olay ama onuda unuttursun zamanı gelince
Yoksulluk fakirlik zor bir durum bir lokma ekmeğe muhtac olmak. hele birde evliysen çoluk çocuk sahibiysen gerçekten çok bir zor durum heleki çocuğunun istediği şeyi alamamak ona boynu bükük kalmak ağlanacak bir olay ama içinde bir ümit var yinede yarın öbür gün yada öbür hafta hep içinde zengin olmaya hayali var çünkü zamanın ne getireceğini bilemesin..
Bence acı yani en büyük acı delice sevdiğin ve uğruna ölümü bile göze alaçağın insanla olamamaktı.
Ve onunla hayattın güzeliğini paylaşammaktı el ele tutuşamamaktı göz göze bakamamaktı dünyadaki bütün güzel sözleri kulağına fısıldıyamamaktı öpememekti al yanağında ve dalından bir çiçek koparıp vermemekti o narin ellerine
Heleki onu başkasıyla görmekse ölümden beterdi.
Başka eller değerken onun elline başka gözler bakarken onun gözlerine .
Ölmemek içten değildi
Evet acı buydu aslında sevgilinin yanında olamamktı alıp saramamaktı kolarınla.ve artık anlıyor insan bu ellerinin bu gözlerinin ve ayaklarının boş olduğunu anlıyor
Kendini insan bir hiç sayıyor bu dünyada bir sararmış yaprak gibi ..çürümeye yüz tutulmuş eski bir ayakabı misali yada karalanmış bir köşeye atılmış bir kağıt gibi his ediyor insan kendini
Alıp başını gitmek istiyor hiç bilemdiğin şehre doğru
Unutmak için ama bırakıp gitmekte bir care olmadığını anlıyorsun .çünkü unutamıyorsun nereye gitsende… ve sen onu unutmak için sevmedinki .zaten unutsan bunun adı sevgi olmazdı
Çünkü yüreğinde o gözlerinde değilki
Çünkü o bedeninde teninde değilki
O senin ellerinde değilki söküp atasın
O senin yaşam kaynağı olan kalbinin en temiz köşesinde
Artık onu unutamıyacağını anlıyorsun
Ve bu hayat böyle devam edecek içinde acı üzüntü dert keder kalacak sadece mutlu olan
Seven ruh olacak…
EMMİME MEKTUP
Bir köy öğretmeninin yaşadıkları
Emmi, Karlı dağların tepesinden
Soğuk suların gözesinden,
Dağların bittiği,ufukların tükendiği yerden,
Köyümü sana anlatayım mı?
Yaya yürünen karlı yolları
Geçiyor insanların sabırla şükürle yılları,
Gelmeyecek yolcuyu bekleyen gözleri
Mustafa emmiyi İsmail dayıyı sana anlatayım mı?
İstersen anlatmayayım yavruların yalın ayağını
Anlatayım sana ineklerini, koyunlarını
Doktoru isteyen yok veteriner arayanı
Çocuklarınsa şamarlandığını anlatayım mı?
Bunların yok başka düşüncesi karınları doydumu
Hele birde bol demlediysen demsiz çayı
Ama sen beceremezsin kırtlamayı
Yeğeninin çektiklerini anlatayım mı?
Defter yok kalem yok, Nasıl okutursan okut
Dimağlara birşeyler ek sonra unut
Ben beceremiyorum okutabilirsen gel sen okut.
Çalışsanda emeklerinin boşa gideceğini anlatayım mı?
Fatma yine dersine çalışmamış,
Murat kalemsiz gelmiş,
Ali defterini evde unutmuş.
Bunlardan banane diyemediğimi anlatayım mı?
Yanlızlıkla geçen günlerimi,
Elbisesi yırtık, lastiği delik öğrencilerimi.
Birde beni mektupsuz bırakan EMMİMİ
Vefasız çıkan sevdiklerimi anlatayım mı?
Yinede güzeldir diye kendimi avuttuğumu
Bekliyorum,gelmeyeceğini bildiğim yolcuyu
Zaten kaybedersem birde umudumu
Burada yok olup gideceğimi anlatayım mı?
Ama ben ayakta durmalıyım anlatmalıyım davamı
Eğitmeliyim yarının büyüğü yavruları
Ben erisem bile saçmalıyım etrafıma ışığımı
Sen bilirsin davamı ama sanada anlatayım mı?
Öğretmenim
Yolsuz köye gittin yaya
Gönül verdin çağdaşlığa
Karanlığı del dedinya
Deleceğim öğretmenim
Olur ettin olunmazı
Deldin kaleminle taşı
Bil dedinya bilinmezi
Bileceğim öğretmenim
Karanlığı yırta yırta
Çıkacağız aydınlığa
Işık ol da ak dedinya
Akacağım öğretmenim
Kin gütmedin yüreğinde
Hoş gördün hep densizi de
Her bir cani sev dedinya
Seveceğim öğretmenim
Sor dedinya sen her şeyi
Gör dedinya gercekleri
Yik dedinya hurafeyi
Yikacagim ögretmenim
Kuru ekmek zeytin yedin
Karda kışta sürgün gittin
Bildiğinden hic dönmedin
Ne büyüksün öğretmenim
Süleyman Apaydın
VAZGEÇMEMELİYİM SENDEN
Sana anlamlar yüklemeliyim
Tadılmamış, bilinmemiş
Tomurcuklar getirmeliyim dallarına.
Sen öldürsen de beni kışları
Baharları başkasına versen de
Vazgeçmemeliyim senden.
Sana ışıklar getirmeliyim
Bozulmamış, koklanmamış
Masallar anlatmalıyım saçlarına.
Sen incitsen de beni sözlerinle
Şefkatimi küçümsesen de
Bırakmamalıyım seni.
Sana ırmaklar getirmeliyim
Yüzülmemiş, kirletilmemiş
Denizlere ulaştırmalıyım ellerini.
Sen görmezlikten gelsen de
Sevgimin karşılığı var zannetsen de
Düşündürmemeliyim seni.
Sana sağlıklar bulmalıyım
Söylenmemiş, yazılmamış
Tazelikler açtırmalıyım yollarına.
Sen bilmezlikten gelsen de
Günahlarını bana yüklesen de
Vurmamalıyım seni.
Sana oyuncaklar almalıyım
Yapılmamış, oynanmamış
Düşler bulmalıyım geleceğine.
Sen hazırlıksız yakalansan da
Gözyaşlarını savunmasız bıraksan da
“Ben artık büyüdüm” desende
Ne bırakmalı, ne düşündürmeli seni
Vurmalarına izin vermemeli.
Ben kimim biliyorsun yavrucuğum
Saçlarını düşünmeliyim.
Düşlerinin yollarını hazırlamalı
Tüm kapıları açık tutmalıyım.
Sana imgeler yüklemeliyim
Ve seni sevmeliyim bu halinle
Vazgeçmemeliyim yüreğinden.
Umut Çiçeğim
bu kışta üşüyorum.
kimbilir kaç kış daha üşüyeceğim.
sana yanacağım bu yazda.
ve kim bilir kaç yaz daha.
kaç bahar seni açacak bütün çiçekler,
senden uçacak bütün böcekler.
arılar seni koyacak kovanlarına,
kaç ülke gezecek seni göçmen kuşlar...
ama sen hep umut çiçeğim olacaksın.
yaşayacağız yaşlanacağız seninle.
sürekli değişen dünyamda değişmeyecek tek gerçeğim olacaksın ömür boyu.
Bahar Gülüm
Baktığım her yerde inan sen varsın
Güzellik nerede sen oradasın
Herşeyinle içinde yaşayansın
Bu beden nerede sen oradasın
SEN BENİM BAHAR GÜLÜM
SEN BENİM EKMEĞİM
SEN BENİM İÇTİĞİM SUYUMSUN
SEN BAHARI GÜL DİYE
KOKLADIĞIM ÇİÇEĞİM
ÜZÜNTÜM NEŞEM CANIM HASRETİMSİN
Nasıl sevdaya şanlı gözlerin
Nereye baakarsam orda izlerin
Petekle bal gibi senin sözlerin
Bir türkü dinlersem sen oradasın
SEN BENİM BAHAR GÜLÜM
SEN BENİM EKMEĞİM
SEN BENİM İÇTİĞİM SUYUMSUN
SEN BAHARI GÜL DİYE
KOKLADIĞIM ÇİÇEĞİM
ÜZÜNTÜM NEŞEM CANIM HASRETİMSİN
Sen Şehit Oğlusun Mehmetçik
sen şehit oğlu sun mehmet çik kan larımız senin amam sen şehit sin di ağla dık mı ağla dık sen şehit oğlu sun mehmet çiksenin arkan da herkez bu barış senin arkan mehmet çik .
sen şehit oğlusun mehmet çik arkan dayız senin hadigit vur şu açıma sız in sanı ama ken dine dikkat et tamam mı sen şehit oğlusun mehmet çik
BUCAN SENİN OLSUN
SEN ŞEHİT OĞLUSUN MEHMETÇİK
SEN ŞEHİT OĞLU SUN MEHMET ÇİK
Ölüme Asker
Ölüme Asker
Ağzının düşman dediğine yüreğin acırdı
Sorardı aklın neden diye
Ölümün vekaletiydi taşıdığın
Senin de vicdanın vardı be asker
Taşıdığın tüfek ağır gelirdi omuzlarına
Kurşunları kendinden ağırdı tüfeğinin
Vurduğunun da yüreği vardı
Vurduğunun da bekleyeni vardı be asker
Bir kendine acısan bir düşmanına acırdın
Tek fark safındı belki de
Aradaki çizgiydi seni ondan ayıran
O da başkalarının çizgisiydi be asker
Hiç istemezdin öldürmeyi
Zaten karıncayı bile incitemezdin
Ama karsı karsıya geldiğinde mecburdun
Düşmanını öldürmeye, kurşundan değildin be asker
Seninki de candı be asker
Taşıdığın yürekti
Sevdiğin vardı sevenin vardı
Senin de bekleyenin vardı be asker.
Ahmet Aksoy
Sevgililer Gününe
Sevgi bir güne sığmaz
Ona gün kesmek niye?
Bir On Dört Şubat mıdır
Sevenlere hediye?
Nice On Dört Şubatlar
Gelip de geçer gider,
Şubatta bir hikmet var
Ömrü de kısa sürer.
Sevmeyi bilmeyenin
On Dört Şubat neyine?
Bu günü bekleyenin
İnanmam sevdiğine...
BAHRİ HAZER
Ufuklardan ufuklara
ordu ordu köpüklü mor dalgalar koşuyordu;
Hazer rüzgârların dilini konuşuyor balam,
konuşup coşuyordu!
Kim demiş "çört vazmi!"
Hazer ölü bir göle benzer!
Uçsuz bucaksız başı boş tuzlu bir sudur Hazer!
Hazerde dost gezer, e.....y!..
düşman gezer!
Dalga bir dağdır
kayık bir geyik!
Dalga bir kuyu
kayık bir kova!
Çıkıyor kayık
iniyor kayık,
devrilen
bir atın
sırtından inip,
şahlanan
bir ata
biniyor kayık!
Ve Türkmen kayıkçı
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş.
Başında kocaman kara bir papak;
bu papak değil :
tüylü bir koyunu karnından yarıp
geçirmiş başına!
Koyunun tüyleri düşmüş kaşına!
Çıkıyor kayık
iniyor kayık
Ve kayıkçı
"Türkmenistanlı bir Buda heykeli" gibi
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş,
fakat, sanma ki Hazerin karşısında elpençe divan durmuş!
O bir Buda heykelinin
taştan sükûnu gibi kendinden emin
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş.
Bakmıyor
kayığa
sarılan
sulara!
Bakmıyor
çatlayıp
yarılan
sulara!
Çıkıyor kayık
iniyor kayık ,
devrilen
bir atın
sırtından inip
şahlanan
bir ata
biniyor kayık!
- Yaman esiyor be karayel yaman!
Sakın özünü Hazerin hilesinden aman!
Aman oyun oynamasın sana rüzgâr!
- Aldırma anam ne çıkar?
Ne çıkar
kudurtsun
karayel
suları,
Hazerde doğanın
Hazerdir mezarı!
Çıkıyor kayık
iniyor kayık
çıkıyor ka...
iniyor ka...
Çık...
in...
çık ...
1928
Saklanbaç
Aşkı arıyorum...
O hep saklanan
Bense hep ebe...
Aşkı arıyorum
Şarkılarda...
Türkülerde...
Araya araya bulduğum
Kendisi değil
Saklandığı yerler:
Beyinler...gönüller...
Yerini buldum ya
Şimdilik bu da yeter...
Pusudayım...
Aşkı arıyorum
Ayak seslerini duyuyorum
Umutlanıyorum...
Mutlaka bir gün
O da elime geçer diyorum...
Ankara
Ankara büyük şehir
İçinde yoktur nehir
İçimde var bir kahır
Özlendin ey ankara
Ankara büyüksün, yücesin
Sanki aydınlık gecesin
Her zaman usumdan geçersin
Özlendin ey ankara
Beyaz Martılar
Sahilde dolaştım yine dün gece
Yalnızlığımı paylaştı BEYAZ MARTILAR
Bir vefasız yüzünden yıkıldım diye
Benimle dertleşti BEYEZ MARTILAR
Beni terk ettiğine inan kızdılar
O gece gök yüzüne intikam yazdılar
Sahilde sana bir mezar kazdılar
Dönmeni bekledi BEYAZ MARTILAR
Acı Gurbet
Gurbetin kahrını bilenler bilir
Hasret bir başkadır, gurbet başkadır
Irkçı Avrupaya gelenler bilir
Nefret bir başkadır, gurbet başkadır
Hasretle eş dostla vedalaşarak
Ayrılırken dostça kucaklaşarak
Sevdiği her şeyden, uzaklaşarak
Hicret bir başkadır, gurbet başkadır
Bu gurbette başka hava esiyor
Bir gelen dönmekten umut kesiyor
Bunu duyan herkes hayret ediyor
Hayret bir başkadır gurbet başkadır
Ölümle gurbetin, farkı sorulur
Gurbetçi ölmeden diri gömülür
Yaşam için gayret eder yorulur
Gayret bir başkadır, gurbet başkadır
Mikdat bu sözlerin sineyi dağlar
Gurbetçi herkesten, en iyi ağlar
Kurtulurum diye bir umut bağlar
Esaret başkadır, gurbet başkadır
Muhammed neslinden, Şah-ı Veliden,
Gonca Hüseyin’den, gül Fadime’den,
Zarif ve inceden, nurdan bir beden,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Abidler içinde bir Abdulkadir.
Hasan-el Basri’nin irfan yolundan,
Bağdatlı Cüneyd’in aşkın kolundan,
İrem bağlarının eşsiz balından,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Aşıklar içinde şir Abdulkadir.
Kırklar, Yedilerin sultanı sensin,
Gavslar meclisinin imamı sensin,
İlim deryasının ummânı sensin,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Arifler içinde mir Abdulkadir.
Erenler bezminde dergâh kurulur,
Tüm veliler divanında bulunur,
Hama erlerinden yolun sorulur,
Sultanlar sultanı pir Abdulkadir.
Lütfunla rüyama gir Abdulkadir.
Allah Sevgisi
Şehvetinin esiri olmuş her bir nefis
dizginlerinden boşanmış bir at gibidir
Bu atı kırbaçlayıp şÃ¢hâ kaldıran
sinsi şeytanın ta kendisidir
Dizginleri ele alıp atı durduracak kişi
yalnızca atın seyisidir
Bunu da her zaman için yaptıracak olan
yÜrekten gelen ALLAH sevgisidir
Tanrım
Kelebeği yarattığın için
Ve Ağustos böceğini , arıyı
Anladım bir çiçeğe her canlının
Farklı baktığını
Anladım sevgilinin dudaklarının
Neden gonca bir gül rengi taşıdığını .
Tanrım
Nefreti yarattığın için
Nefret ettim nefretten
İçimdeki çocuğu incitenlerden
Anladım sevginin nefretten
Öylesine güçlü olduğunu
Sevgimin rüzgarıyla nefreti attım içimden.
Tanrım
Çirkini yarattığın için
Bildim güzelliğin değerini
Gördüm çirkinde dahi varolan güzelliği
Anladım gözümle değil
Yüreğimle bakmam gerektiğini,
Her yüreğin başka bir güzeli sevdiğini.
Tanrım
Sevdim bir yürek taşıdığım için
Anladım aşkın tüm evreni kuşattığını
Onun gözlerinde sonsuzluğu
Teninde baharı,gözlerinde gün ışığını
Duyduğum zaman yüreğimde sesinin yankısını.
Tanrım
Yüreğime aşkı koyduğun için
Binlerce teşekkürler sana
Ve Tanrım
Aşkı yarattığın için aşığım sana!..
Adımın önünde adın yazılı
Resmimin yanında resmin basılı
Sabrım sabıkalı, sevdam azılı
Hasretin kanıma girdi girecek
Ağaç ağaca benziyor artık
Deniz denize
Çiçek çiçeğe
Şiirler yazmıyorum artık bak
Gözlerinin güzelliğine...
İyi seni unutmuşum !
Aklımdan çıkmıyorsun
Sensiz bomboş bu hayat
Susma öyle ne olur
Bana kendini anlat..
Akşam erken çöker yalnızlığıma
Sokak sokak gezer ararım seni
Hasretin gönlümün yangınlarında
Alev alev yanar ararım seni
Al götür eskici kalbimi benim
Neyim var neyim yok sorma bir daha
Gözümde yaşlardır birtek servetim
Acıyıp yüzüme bakma bir daha!
Aldana aldana geçti bir ömür
Dünlere küskünüm yarına küskün
Nerede mutluluk nerede huzur
Hayata küskünüm devrana küskün
Aldanmaktan yoruldun mu
Acılarla yoğruldun mu
Hiç sırtından vuruldun mu
Ne bilirsin yağmur olup
Çağlamayı ne bilirsin
Kahkahalar savururken
Ağlamayı bilir misin?
Aldattılar
Ümitlerimi, hayallerimi
Özlemleri, düşlerimi
Parça parça
Kopardılar! ..
Sonra unutulduğuma inandım
Sevdiğimden ayırdılar.
Aldığım her nefes sana yazılı
Korkarım ki sensiz ömrüm sayılı
Yüreğim tutuklu gönlüm cezalı
Hasretin kanıma girdi girecek.
Aldırma görürsen yaşlar gözümde
Şarkımız olacak yine dilimde
Mektubun cebimde, resmin elimde
Yarın bu şehirden ayrılacağım..
Aldırma sen benim yalnızlığıma
Aldırma sen benim gözyaşlarıma
Boşver sende kalmış yarınlarıma
Biz kadere çelme takmış adamız.
Alın sizin olsun bütün saltanatıyla dünya
Bütün sahteliğiyle hayat
Alın kucaklayın gönlünüzce
O bitmeyen ihtiraslarınızı
O dinmeyen bencil aşklarınızı!
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
HATIRLA AŞKIM..